6 Eylül 2014 Cumartesi

Takımlarda Neden Yıldızın Azı Karar Çoğu Zarar?

Bir önceki yazıda milli takımlarda yıldız oyuncu sayısının bir noktadan sonra takımın performansını düşürdüğünü tartışmıştık. Takımın %50-60'ına kadar eklediğiniz her büyük kulüp oyuncusu performansı artırıyor. %60'dan sonra yıldızların getirisi azalıyor. %80'den sonra ise eklediğiniz her yıldız milli takım performansını aşağıya çekmeye başlıyor. Yani mahalle maçlarında "herkes general, hiç asker yok" tabirinin profesyonel futbolda da yeri var! Bir önceki yazıda değinemediğimiz konu neden yıldız sayısının belli bir noktadan sonra rakibi değil kendinizi vurduğuydu. İsterseniz bu yazıda bu soruyu tartışalım:

Önce cevaplamamız gereken futbolda gördüğümüz bu durumun tüm takım sporlarında yaşanıp yaşanmadığı. Yani bu sorun tüm takım sporlarında geçerli mi, yoksa sadece belli takım sporlarında mı yaşanıyor? Swaab* ve arkadaşları çok fazla yıldız etksini basketbol ve beyzbolda da incelemişler. Sonuçlar ilginç: Basketbolda durum futbola benziyor. Belli bir yerden sonra her yeni yıldız oyuncu performansı düşürüyor. Hatta yıldızların zararı futboldakinden daha erken hissediliyor. Takımın %60'ından sonra eklediğiniz her yıldız performansı düşürüyor basketbolda. Beyzbolda ise böyle bir sorun yok. Beyzbolda ne kadar yıldızınız varsa o kadar iyi.

O zaman çok fazla yıldızın zararı her takım oyununda değil sadece bazılarında görülüyor. Takım koordinasyonu ve başarı için oyuncuların birbirine bağımlılığının daha yüksek olduğu sporlarda. Beyzbolu, basketbol ve futboldan ayıran nokta bu. Her ne kadar takım oyunu olsa da çok yüksek bir takım içi koordinasyon ve birlikte çalışma gerektirmiyor. En azından futbol ve basketbol kadar gerektirmiyor.

O zaman mesela takım içi koordinasyon ile ilgili. Yıldız oyuncular genelde takım hiyerarşisinde en üstte olmak isterler. O nedenle aralarında gerginlikler doğar. Bir noktaya kadar yıldızların katkısı aralarındaki gerginlikten daha fazladır. Saha içinde tolerans gösterilebilir. Ama futbol veya basketbolda takımın tamamını yıldızlardan kurarsanız, sahadaki iletişim bozukluğu ve koordinasyon eksikliğinin önüne geçmeniz çok zor olur. Basketbol örneğine geri dönersek: Aşırı sayıda yıldız oynatan takımların performansının düşmesi tamamen saha içi koordinasyon gerektiren oyunlarda sıkıntı yaşamaları. Asist sayısının düşmesi, çoğunlukla set oyunlarından gelen çift sayılık basketlerin azalması, defansif reboundların kaybedilmesi. Anlayacağınız bir sürü horoz birbirleri arasındaki koordinasyonu sağlayamayınca, köyün de sabahı geç oluyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir:
En İyi Kulüp Takımlarında Oynayan Oyunculardan Kurulu Milli Takımlar Daha mı Başarılı?
Hocaların Takımda Operasyon Yapmasının Nedeni Pişmanlıktan Kaçmak Olabilir mi?

* Swaab, R. I., Schaerer, M., Anicich, E. M., Ronay, R., Galinsky, A. D. (2014). The too-much-talent effect: Team interdependence determines when more talent is too much or not enough. Psychological Science.

2 yorum:

Meral Mert dedi ki...

Hocam merhabalar,

Takımlarda Neden Yıldızın Azı Karar Çoğu Zarar? yazinizla ilgili olarak bir kac birsey yazmak istiyorum. Ben kisisel olarak Sport psychology ile ilgileniyorum ve bu konuda kendimce okumaya ogrenmeye calisiyorum.

Bana gore, takim basarilarini etkileyen en onemli factor cohesion. Tabi takim uyumunu etkileyen bir cok sebep var, bunlar enviromental factors, leadership style, personal and team factors.

Environmental correlates of group cohesion acisindan baktigimizda “group size” team basarisini etkileyen en onemli factorlerden birisi olarak tanimlanmis (results of Meta-analysis). Yapilan arastirmalara gore “Moderate size groups (approximately 5 - 6 members) show the greatest cohesiveness while smaller and larger size groups show the least”.

Yapilan baska bir calismaya gore, sizinde yukarda bahsettiginiz gibi farkli spor grouplarindada teamin oyuncu sayisinin fazla olmasi grubun basarisini olumsuz yonde etkilemis. Accoring the Carron & Spink’s team-building model, sport teams are more complex than exersice groups cunki sport teams are task oriented.

Buna gore, yazinizda belirtiniz takim basarisini etkileyen temel sebep acaba sadece hiyerarsi mi? Yada bunun altina yatan sebepler nelerdir? Ben oyncularin yaklasiminin cok onemli oldugunu dusnuyorum. Yapilan arastirmalar gore oyunculari iki gruba ayiriliyor Task (mastery)-oriented ve Ego oriented oyuncu olmak uzere. Sporcularin iki gruba asyrilmasina sebep olan temel faktorler ise oyncularin personality typelari ( perfectionism, mental toughness & high risk taking v.s. ), ahlaki yapilari ornegin; bir oyuncuya gore basari kisisel gelisim ve takimin genel basarisi olarak degerlendirilirken ( mastery oriented athlete) bir diger oyuncuya gore kazanamak sadece karsi tarafi maglup etmek olark degerlendiriliyor ( ego- oeriented athlete).


Hocam bu konuda yazacak gercekten cok fazla sey var, cok ilginc ve multidementional bir alan. Yaziarinizi takip edicem cok ogretici ve keyifli :). Turkce-ingilizce karsimi yazimdan dolayida kusura bakmayin lutfen.

Kolay gelsin,


Meral

cagdas dedi ki...

Merhaba hocam
Bugün yorumumdan bahsetmiştim yazınızla ilgili, hazır aklıma yeni şeyler de gelmişken sıcağı sıcağına size de göndermek istedim.

Referans verdiğiniz çalışmada basketbol oyuncularını estimated-wins-added ile üzerinden en yetenekli oyuncuları belirlemişler ve buna ek olarak eğer yanlış anlamadıysam all-star maçına seçilip seçilmediklerine de bakıp yaptıkları talent havuzunun doğruluğunu değerlendirmişler.

Benim aklımı kurcalayan nokta oyuncu seçimlerinde kullandıkları kriterlerin "yetenek" için belirleyici olup olmadığı ile ilgili. Estimated-wins-added istatistiğinin yüksek çıkabilmesi için bir oyuncunun takım için büyük bir rolünün olması gerekiyor. Takımdaki yıldız oyuncu sayısı arttıkça bu istatistik oyuncular arasında paylaştırıldığından, oyuncunun üst sıralar olma ihtimali düşüyor. Bu bir yerde makalenin önerisini doğrular gibi görünse de, aslında o oyuncunun yeteneğini değil, o takımın yetenekli oyuncusunun azlığıyla daha alakalı gibi geliyor. Örneğin geçen yılı 49. sırada geçiren Tony Parker ile 3. sırada geçiren Kevin Love'ı takas etseydik muhtemelen sıraları da benzer şekilde değişecekti.

Bir diğer problem all-star seçimlerinin de değerlendirilmesi. All-Star seçimleri yetenekten çok istatistik ve oyuncunun bu maçta oynamasının ligin pazarlanabilirliği üzerine etkisi doğrultusunda gerçekleşiyor. İstatistik anlamında topu paylaşması gereken "yetenekli" takım arkadaşı çok olan oyuncuların All-Star seçilme ihtimalleri düşüyor, ki belki de yetenek anlamında 4-5 all-star seviyesi oyuncuları olabiliyor bu takımların (Nba bu başarılı takımlardan da istatistik olarak hak etmiyor gözükse de genelde 1 oyuncu alıyor maça). Spot ışıkları üzerinde daha güzel duran bir oyuncu, ya da büyük bir pazara hitap eden oyuncu (bugün verdiğim Yao Ming örneği gibi) hak etmediği bir sezonda (hatta hiç oynamadığı sezonlarda seçilen Yao Ming ve Grant Hill gibi oyuncular da var) All-Star seçilebiliyor.

Son olarak Nba yönetimi takımların belli maaşların üzerine çıkmasına izin vermiyor. Bu durumda bir takım eğer yıldız oyuncular indirime gitmez ise 2'den fazla maksimum kontratlı oyuncuyu kadrolarında bulunduramıyorlar. Yakın zamanda oyuncuların indirime gittiği ve 3 all-star seviyesinde oyuncunun bir araya geldiği takımları gördük ancak bu takımlarda da geri kalan 12 oyuncu oldukça vasat olmak zorundaydı (ki bunun örneğinde bile 4 sezonda 2 kez şampiyon oldu Miami Heat). Bu sebeple %60 yıldız oranı Nba için mümkün değil. Bunun değerlendirmesini ancak Amerika Milli Takımı özelinde yapabiliriz. 1992-1996 Amerika Basketbol Milli takımlarıda 12 oyuncunun 12 ya da 11'i all starlar oyunculardı, ki tarihin gördüğü en büyük basketbol takımları onlardı (istatistiksel olarak da).

Şimdilik bunlar aklıma geldi, ancak yazılarınızı hevesle takip edeceğim ve bende de büyük bir heyecan-heves oluşturdu yazılarınız ve referans verdiğiniz makaleler. Onun için de ayrıca teşekkür ederim.

Görüşme üzere
Çağdaş